| Anasayfa | Egitim | Etkinlikler | Sağlık Kösesi | Canlı Yayın | Duyurular | İletişim |
|---|
ÇOCUĞUN GELİŞİM SÜRECİNDE AYRILMA KAYGISI: AYRILIĞA HAZIRLAMA 
18 aylık Ali, annesinin kucağında oturmuş, ilk defa bulunduğu bu ortamda kaygılı gözlerle etrafı izliyordu. Annesi yeni bir ortama girdiklerinde uzunca bir süre yanından ayrılmadığını söylemekteydi. Evde devamlı olarak yanında olmak istediğinden, kendi başına oyalanmadığından yakınmaktaydı. Daha bebekken ondan daha rahat ayrıldığını, şimdilerde ise oğlunun kendisinin arkasından ağladığını ifade etmekteydi.
Bu durum Ali’nin diğer birçok yaşıtı gibi, kendisine tanıdık olan ile olmalayanı ayırt etmeye başladığını ve zihinsel olarak bunu bir duygu ile eşleştirdiğini göstermektedir. Artık kendisiyle ilgilenen kişileri tanımış, kendisine güven verme derecesine göre onları sıralamıştır. Bu sıralamada en üst düzeyde kendisiyle yakından ilgilenen, onun temel ihtiyaçlarını karşılayan kişi yer almaktadır. Bu kişi de genelde annedir, dolayısıyla ondan ayrılmak diğerlerinden ayrılmaktan daha zordur.
Büyümekte olan bebek genelde 10 aydan itibaren ayrılmaya kaygı ile birlikte bir tepki vermeye başlar. Bu kaygı 13 ila 18 ayları civarında en yoğun şekliyle yaşanır, iki yaşdan sonra ise gittikçe azalır. Ancak ayrılma, çocukluktan yetişkinliğe gelişimin her döneminde bireyi etkilemeye devam eder. Buna göre Ali, gelişimin doğal süreci içerisinde annesine her zamankinden daha yakın olmakta, onun yanında olmadığı zamalarda kaygı tepkileri göstermektedir. Bu kaygı tepkileri bebeklikte ağlamayla kendini göstermektedir.
Yürüme gibi bedensel becerilerin gelişmesiyle anneye yapışırcasına sarılma, onun peşinden gitme, uzaklaşmamayı tercih etme şeklinde kendini gösterir. Bu dönemde oynanacak saklambaç gibi oyunlar, annenin görünmese de ortadan kaybolmadığı, gitse de geleceğine dair sağlıklı bir düşünceyi geliştirmesine yardımcı olur. Bu dönemde etrafı keşfetmek isterken, ebeveynin de yakın takibinde olmasını, onlardan uzaklaşmış olmadığından emin olmak ister.
Günlük ve uzun süreli ayrılıklar
Çocuğun ebevyninden ayrılmak istemeyişine karşın, günlük yaşantı ebevynin bazen birkaç saat, çoğunlukla da bütün bir gün çocuğun bakıcı ya da anneanne/babaanne veya da bir günlük bakım evine bırakmasını gerektirir. Bu günlük ayrılıklar sırasında çocuk, başlangıçta tepki verse de çevresindeki diğer kişilerin de yardımıyla bu duygularla baş etmeyi öğrenir. Ayrılıkla baş etme süreci çocuğun yapısal özelliklerine göre de değişir. Bazı çocuklar kaygıyla daha kolay başa çıkarken, diğerlerinin öğrenmesi zaman alır. Ayrılığın öncesinde güvenli bir ilişkinin geliştirilemediği durumlarda da çocuğun ayrılıkla başetmesi zorlaşacaktır. Ayrılık kaygısıyla baş edemeyen çocuk ileriki yaşlarda okulu da reddetecek duruma gelebilir. Böylesi bir durumda bir uzmana baş vurmak gerekmektedir.
Günlük ayrılılıkların yanında uzun süreli ayrılıklar da sıklıkla yaşanan durumlardır. Ayrılığın süresi (gecelik ya da daha uzun), ayrılığın beklenmedik bir şekilde çocuğun hazırlanmadan gerçekleşmesi ve çocuğun ayrı kalınan zamanda tanımadığı, bilmediği kişilerle ve ortamda bırakılması çocuğun bu uzun süreli ayrılıktan nasıl etkileneceğini de belirler. Bu durumların herbiri çocukta gerginliğe neden olurken, bunların hepsinin bir arada oluşu çocukta travmatik bir yaşlantıya neden olur. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan çocuğun, ebeveynine karşı güveni zedelenir, kaygısı artar ve onu bu duruma sokanlara öfkelenir. Bazen de çocuklar ayrılığı ebeveynin kendisini yeterince sevmediği, kendisine kızdığı ve onunla birlikte olmak istemediği şeklinde de algılarlar.
Ayrılıkla baş etmek için neler yapmalı?
Ayrılıkla ilgili sadece çocuğunuzun ayrılığa hazır lanması değil, sizin de kendinizi hazırlamanız ve bu durumun üstesinden beraberce geleceğinize dair güven oluşturmanız gerekmektedir. Suçluluk duygularınızdan arınmış bir ayrılık; çocuğunuzun kaygısını azaltacaktır.
Siz kendinizle ilgili bu duygularla baş ettikten sonra, öncelikle çocuğunuza bu ayrılığı anlatın. Özellikle uzun süreli ayrılıklardan birkaç gün önce basit ve yalın kelimelerle ve olumlu bir ses tonuyla ne kadar süreyle ayrı kalacağınızı, neden gittiğinizi ve onu bırakacağınızı anlatın. Ne kadar süre ayrı kalacağınızı bir tablo ya da takvim ile görselleştirebilirsiniz. Çocuğunuzun da soru sormasına, kendi duygularından bahsetmesine fırsat verin. Siz yokken nasıl vakit geçireceğinden, görüşmediğiniz sırada sizin onu düşüneceğinizden bahsedin, onun da sizi düşünebileceğini ona öğretin. Sevginin sürekli olduğundan, ne kadar uzakta olunursa olunsun azalmayacağından söz edin. Onu daima sevdiğinizi ve düşündüğünüzü açık bir şekilde ifade edin.
Özellikle döndüğünüzde birlikte neler yapacağınızı somut örneklerle anlatın. “Eve geldiğimde birbirimizi kucaklayacağız, birlikte kek yapacağız ve arabalarla oynayacağız” gibi. Somut örnekler, genel anlatımlardan daha çok çocuğun duygularıyla baş etmesini sağlar.
Özellikle uzun süreli ayrılıklarda sevginizi somutlaştıracak size ait somut bir eşya ile sizin varlığınızı hissetmesine yardımcı olun. Bu sizin ona hikaye anlattığınız, veya şarkı söylediğiniz bir kaset, veya birlikte çekilmiş bir fotoğraf olabilir.
Uzun süreli ayrılıklarda, çocuğunuzun günlük bir rutinine devam ettiğinden emin olun. Tanıdığı ortamda kalması ve bildiği kişilerce bakılması onun kaygısını azaltacaktır. Yeni tanışacak bir bakıcı ise bu kişiye çocuğunuzun alışkanlıklarını anlatın, nelerden hoşlanıp hoşlanmadığı, belirgin kaygıları ve korkuları ve kişilik özelliklerini kendisine öğretin.
Bakan kişiye siz yokken çocuğunuza sizden bahsetmesini isteyin. Sizi özlemesinin doğal olduğu, isterse sizinle telefonda konuşturabileceği ve sizin geri geleceğiniz hakkında güven vermesini öğütleyin.
Ayrı kaldığınız zamanları telafi etmek için çocuğunuza gereğinden fazla hediye almayın. Suçluluğunuzun tuzağına düşüp çocuğunuzu mutlu etmeye çalışıp, onun her dediğini yapma çabasına girmeyin. Unutmayın kural koymak, ilişkiyi doğal akışında götürmek çocuğunuzun bu ilişkide kendini güvende hissetmesi için gereklidir.
Döndüğünüzde çocuğunuzda ikilemli davranışlar ve duygular gözleyebilirsiniz. Bazıları sevinçle karşılarken, birçoğu uzak durur, öfke gösterir daha sonra yapışıp ayrılmak istemez. Bunların hepsi doğal davranışladır. Çocuğunuzun ayrılıkla baş etmeye çalıştığını ve kendi duygularını kontrol etmek için sizden uzak durduğunu gösterir. Bunları saldırı ya da geri çekilme olarak ele almayın. Döndüğünüzden ne kadar mutlu olduğunuzu, onu ne kadar özlediğinizi söyleyin, siz yokken çocuğunuzun neler yaptığını ve sizin neler yaptığınızdan bahsedin.
Çocuğunuzu eğitmek için onu bırakıp gideceğinize veya onu sevmeyeceğinize dair tehditlerle eğitmeye çalışmayın. Korkutma zayıf bir disiplin yöntemidir, etkisi bütün hayat boyu sürecek kaygı bozukluklarına neden olabilir.
Bütün bunları yapıyor olmanız çocuğunuzun ayrılığın etkisini azaltır ama yok etmez, bu nedenle bu ayrılık sürecini olabildiğince kısa tutun. Uzun süreli ayrılıklardan çocuğunuz büyüyene kadar sakının. Unutmayın tepki göstermiyor olması etkilenmediği anlamına gelmez